Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

VELİ BEYSÜLEN YAZDI:İKTİDARIN, EMEKÇİDEN YANA UYGULAMASI YOK!  

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos 2026’da gerçekleşen Tüketici Fiyat Endeksi’ni (TÜFE) veya bildiğimiz adıyla aylık enflasyon oranını 3 Eylül 2026 tarihinde açıkladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos 2026'da gerçekleşen Tüketici Fiyat Endeksi'ni

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos 2026’da gerçekleşen Tüketici Fiyat Endeksi’ni (TÜFE) veya bildiğimiz adıyla aylık enflasyon oranını 3 Eylül 2026 tarihinde açıkladı. Bu açıklamaya göre, enflasyon Ağustos ayında %1,84 olurken yıllık enflasyon ise %31,79, 2025 yılı Aralık ayından bu yana 8 aylık enflasyon ise %22,07 oldu. 8 aylık enflasyon oranına göre, 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren 28.075 lira asgari ücret, 6.196 lira eriyerek 21.879 liraya geriledi.

Öte yandan yaşadığımız ülke Türkiye’de 2020 yılından bu yana süreklileşen yüksek enflasyon, bordro mahkûmu çalışanlar ile emeklilerin alım güçlerinin düşmesine yol açıyor. Son aylarda enflasyonun artış hızı yavaşlamış gibi gözükse de fiyatlar artmaya devam ediyor. Zira enflasyonun artış hızındaki düşüş fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Öte yandan enflasyon toplumsal sınıf ve katmanları farklı etkiliyor. Kuşku yok ki bu farklı etkileme, dar ve sabit gelirlilerin alım gücünün daha çok düşmesine yol açıyor. Kaldı ki ülkede TÜİK’in, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in, açıklanması için açtığı ve kazandığı davanın kesinleşmiş kararına rağmen Haziran 2022’den bu yana TÜFE madde fiyat listesini açıklamamasından dolayı resmi enflasyon verilerinin şaibeli olduğu konusunda toplumda genel bir kanı oluşmuş durumda. Tabii bu kanının tek nedeni madde fiyat listesinin açıklanmaması değil, toplumun kendisinin piyasada yaşadığı hayat pahalılığıdır.

Bilindiği gibi TÜİK son yıllarda Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçlarının yer aldığı aylık ve üç aylık verileri ayrı ayrı açıklıyor. TÜİK bu kapsamda, nisan, mayıs, haziran aylarını kapsayan 2026 yılının ikinci çeyreği verilerini 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımladı. Verileri değerlendiren Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi DİSK-AR’ın, İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Araştırma Bülteni (2026 2. Çeyrek) yayımlandı. DİSK-AR’ın bülteninin değerlendirme bölümünde önemli tespitler yer alıyor. Bu tespitlerle ilgili paragrafı aşağıya alıyorum:

“TÜİK’e göre mevsim etkisinden arındırılmış istihdam 2026 yılı 1. çeyrek ile 2026 yılı 2. çeyrek arasındaki dönemde 155 bin kişi arttı. 2026 yılı 1. çeyreğinde 32 milyon 324 bin olarak açıklanan mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı 2. çeyreğinde 32 milyon 479 bin olarak hesaplandı. 2026 2. çeyreğinde mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı ise yüzde 48,5 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmamış istihdam ise son bir çeyreklik dönemde 1 milyon 176 bin kişi artarak 32 milyon 656 kişi olarak açıklandı. Mevsim etkisinden arındırılmamış istihdam oranı 2026 2. çeyrekte yüzde 48,8 oldu. Ancak TÜİK’in resmi istihdam verileri de tıpkı dar tanımlı işsizlik verileri gibi işgücü piyasasına ilişkin gerçeğin sadece sınırlı bir kısmını gösteriyor. İstihdam verileri tek başına istihdamın niteliği konusunda yeterli bilgi vermiyor. Bu nedenle alternatif işsizlik hesaplamaları yanında alternatif istihdam hesaplamalarına da ihtiyaç vardır.

DİSK-AR yıllardır yaptığı alternatif geniş tanımlı işsizlik hesaplamasının ardından alternatif istihdam hesaplamasına da başladı. Kayıtlı ve Tam Zamanlı İstihdam (KATİ) olarak adlandırdığımız alternatif istihdam hesaplamasının ilkini İşsizlik ve İstihdamın Görünümü-Haziran 2021 isimli raporda, 2021 ilk çeyreği için yayımlamıştık. İşsizlik ve istihdam verileri bir bütün oluşturuyor. Sadece işsizliğe bakmak işgücü piyasalarında yaşanan gelişmeleri tam olarak anlamaya yetmiyor. Bilindiği gibi TÜİK düzenli olarak istihdam sayısını ve oranlarını açıklıyor. Ancak açıklanan istihdam oranlarının istihdamın niteliğine ilişkin yeterli bilgi vermekten oldukça uzaktır. Bu sebeple DİSK-AR istihdamın niteliğine göre bir ayrıma giderek yeni bir istihdam verisi hesaplamaya başladı. DİSK-AR’ın yeni hesaplamaya başladığı istihdam verisinin adı: Kayıtlı ve Tam Zamanlı İstihdam (KATİ). KATİ tüm istihdamı değil kayıtlı ve tam zamanlı olarak çalışanların oranını ortaya koymaktadır.

KATİ istihdamın ne kadarının sigortalı ve tam zamanlı çalıştığını ortaya koymayı amaçlıyor. Böylece kayıtsız istihdam ile kısmi ve eksik istihdam dışında kalan tam zamanlı ve sigortalı olarak çalışanların sayısı ve oranı ortaya çıkıyor. KATİ oranı kayıtlı tam zamanlı istihdamın 15+ yaş kurumsal olmayan nüfusa bölünmesiyle hesaplanıyor.”

Bültende yöntem ve sonuç konusunda, bu değerlendirme yapıldıktan sonra şu tespitler yapılıyor:

* 2026 2. çeyreğinde resmi istihdam oranı yüzde 48,8 iken kayıtlı ve tam zamanlı istihdam (KATİ) oranı yüzde 34,2’de kaldı.

* Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 39,2!

* 2026 2. çeyrekte 9,3 milyonu aşkın kişi iş ararken ümidini kaybetti, iş aramayı bıraktı ya da kısmi zamanlı olup daha fazla çalışmak istediğini belirtti!

* AKP gençlerde geniş tanımlı işsizlik oranını 12,6 puan artırdı!

* Gençlerde geniş tanımlı işsizlik ortalama yüzde 38,7 iken genç kadınlarda yüzde 48,5!

Bunlar Türkiye’nin istihdam ve işsizlik rakamları. Bu rakamların ortaya koyduğu en önemli gerçek, Türkiye’de 66,9 milyon kişi olan çalışabilir nüfusun sadece 22,9 milyonunun kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda olduğu gerçeğidir. Yani bu ülkede 15 ve üstü yaşta olan çalışabilir toplam nüfusun sadece 1/3’ü kayıtlı çalışmaktadır. O zaman bu ülkenin en büyük sorunu, vergi ve prim vermeyen kayıtdışı ekonomidir. Maalesef Türkiye’yi yönetenler bu gerçeği görmekten ve tedbir almaktan oldukça uzaklar. Zira onlar her bülten yayınlanışında, çoğu mevsim etkisiyle gerçekleşen 100-150 bin kişilik istihdam artışı ile övünmekle meşguller. Bu ülkenin değişmeyen gerçeği, kayıtlı tam istihdamın sağlanamamış olması ve büyük ekonomik kayba yol açan kayıtdışılığın istihdamın temel biçimi haline gelmiş olmasıdır.

Peki, işsizliğin ülkenin en önemli sorunu olduğu ülkede İşsizlik Sigorta Fonu ne durumda? Kime ne kadar destek veriyor? Gelin ona da DİSK-AR’ın, İşsizlik Sigorta Fonu Ağustos Ayı Bülteni’nden bakalım.

İşsizlik Sigorta Fonu’nun oluşturulması amacı ile oluşturulduğu tarihten bu yana özellikle AKP döneminde yapılan değişiklikler ile kullanılması yöntemine dair değerlendirme bölümünde, tarihçesine şu şekilde yer verilmektedir:

“Türkiye’de işsizlik sigortası, 8 Eylül 1999 tarihli ve 23810 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile kuruldu. İşsizlik sigortası ödemeleri 2002 yılından bu yana devam ediyor. Kanunda 2008 yılında yapılan değişiklikle, fon ödemelerinde işverenin ödeme aczine düşmesi durumunda işçiye ödenmek üzere Ücret Garanti Fonu ve Kısa Çalışma Ödeneği uygulamasına başlandı. 2011 yılında yapılan değişiklikle ise fondan işverenlere kaynak sağlanmaya başlandı. 2020 yılında görülmeye başlayan Covid-19 salgını sonrası getirilen işten çıkarma yasağı ile işçilere fondan nakdi ücret desteği verildi.” tespitleri yapılan raporda Fonun, sigortalının prime esas aylık brüt kazancı üzerinden alınan %1 işçi primi, %2 işveren primi ve %1 devlet katkısıyla oluşturulduğu belirtilmekte ve aşağıdaki tespitlere yer verilmektedir.

* İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) giderlerinin büyük bölümü işsizlere değil işveren teşvik ve desteklerine ayrılmaya devam ediyor.

* 2016 ve 2026 (Ocak-Temmuz) arasında İSF giderleri içinde işsizlik ödemelerinin payı yüzde 37,4’ten yüzde 31’e inerken doğrudan ve dolaylı işveren teşvik ve desteklerinin payı yüzde 20,3’ten yüzde 44,3’e yükseldi.

* 2016-2026 arası dönemde İSF’den işçilere ayrılan pay 6,4 puan azalırken işverenlere aktarılan kaynaklar 24 puan arttı.

* 2023-2026 (Temmuz) arası dönemde İSF’den işverenlere işçilerin yaklaşık 2 katı fazla kaynak ayrıldı.

* Son üç buçuk yılda işverenler İSF giderlerinden yüzde 51,6 pay alırken işçiler yalnızca yüzde 28,5 pay alabildi.

* İşsizlerin ezici çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor: Haziran 2026’da her 100 işsizden yalnızca 17’si işsizlik ödeneğinden yararlanabildi.

Görüldüğü gibi AKP uygulamalarının, çalışma hayatını ilgilendiren ekonomik ve sosyal verilerin tamamı çalışanların aleyhinedir. Doğrusu 24 yıllık iktidarın emekçiden yana hiçbir uygulaması yoktur. Maalesef iktidarın tek bildiği şey popülizm ve rakam oyunları ile toplumu manipüle etmektir.

Hafta içinde 60 yıllık meslek hayatı boyunca emeğin, işçilerin ve sendikal hareketin yanında duran gazeteci Şükran Soner hayatını kaybetti. Emek mücadelesinde kalemini hep emekçiden yana kullanan Şükran Soner’in kaybı emek mücadelesi için öneli bir kayıptır. Sayın Soner’i saygıyla yad ediyorum.

Veli Beysülen