Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yaşamsal seçimleri delege seçimleridir. Çünkü bu seçimler, partinin tüm yönetim kademelerini belirleyen temel halkadır. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki, geçmiş yıllarda hangi yöntemlerle yapılıyorsa, bu yıl da aynı yöntemlerle yapılıyor.
Bu kadar hayati bir sürecin parti üst yönetimi tarafından önemsiz görülmesi, ne CHP’nin kurumsal geleceği ne de katılımcı ve çoğulcu demokrasi açısından kabul edilebilir.
Bu düşüncemi doğrulayan birçok somut gerçek var:
Somut Sorunlar
1. Seçimlerin Ağustos sıcağında yapılması, katılımı zorlaştırıyor
2. Tüm örgütü bağlayacak bir genelgenin olmaması, keyfi uygulamalara yol açıyor.
3. Hiçbir ön hazırlık yapılmadan seçim sürecine girilmesi, üyelerin birbirini tanımamasına neden oluyor.
4. Herhangi bir üyenin, ilkesiz ve kuralsız şekilde liste hazırlaması, örgüt disiplinini zedeliyor.
5. Kapalı kapılar ardında, ahbap-çavuş ilişkileriyle liste oluşturulması, güveni sarsıyor.
6. Blok liste yöntemiyle seçim yapılması, demokratik temsili engelliyor.
7. Tüzükte liyakat esas alınmasına rağmen, bu ilkenin hiçe sayılması, partinin değerlerini zayıflatıyor.
8. Tarafsız kalması gereken kişilerin perde arkasından müdahil olması, süreci gölgeliyor.
9. Delegelerin, seçilecek il ve ilçe başkanlarının emrinde gibi gösterilmesi, iradeye ipotek koyuyor.
10. Daha seçilmeden delegelerin yönlendirilmesi, demokratik iradeyi yok sayıyor.
11. Seçim sonrası “delege avcılığı” yapılması, etik dışı bir rekabet yaratıyor.
12. Tüm bu antidemokratik uygulamalara parti yetkililerinin duyarsız kalması, örgüt ruhunu zedeliyor.
Sonuç
CHP’nin özgür bir üyesi olarak bir kez daha yüksek sesle haykırıyorum:
DELEGE DEMEK, CHP HAMURUNUN HAS MAYASI DEMEKTİR.
Bu maya bozulursa, örgüt çözülür. Bu maya güçlenirse, halkla bağ güçlenir. Delege seçimleri, sadece bir teknik süreç değil; partinin vicdanıdır, ruhudur, temelidir.

