“…Amerika için bir ülkenin otoriter olup olmaması hiçbir anlam ifade etmiyor. Amerika için tek bir kriter var. Eğer o ülkenin yeraltı kaynaklarını istediği gibi kullanabiliyorsa, o ülke içerisindeki nitelikli toprak elementlerini istediği gibi kullanabiliyorsa, o ülke içerisinde istediği gibi askeri üsler kurabiliyorsa, istediği gibi radar istasyonları kurabiliyorsa, o ülke yönetiminin otoriter olup olmamasının Amerika için önemi olmadığını tekrar tekrar görmüş oluyoruz. Ve yine değerli arkadaşlar, Amerika birçok savaş gemisini bölgeye götürüyor. O savaş gemilerinden kalkan uçaklar o coğrafyayı bombalıyor. Sonrasında ne yapıyorlar? O bombalayan gemiler bölgedeki petrolü alarak yine coğrafyadan uzaklaştığını görmekteyiz…”
“…Son iki yıl içerisinde Gazze’de akla hayale gelmedik katliamlar yaşanmasına rağmen, daha birkaç ay önce Venezuela’nın başına gelenleri görmemize rağmen, bugün Amerika ve İsrail henüz müzakereler bitmemişken, tam tersine müzakerelerde İran olabildiğince uyumlu bir şekilde davranmasına rağmen İran Amerika tarafından bombalandı…”
Asla Amerika ve İsrail’in çıkarlarının taşeronu olmayın. Küresel haydutların eşitsizliği artırma, servet yığma politikalarına alet olmayın. Bölgeye dışarıdan yapılan müdahalelerin aparatı olmayın. Türk, Kürt, Arap, Fars, bölgenin tüm halkları, azınlık çoğunluk demeden, birbirimizi el üstünde tutalım. Aramızdaki tüm meseleleri müzakereyle çözelim. Hak ve adalet ekseninde ortak bir geleceği birlikte inşa edelim dedik…
…Bölgede barışı büyütecek bütün projelerin sonuna kadar destekçisi oluruz. Ancak bölgeye savaş getirip petrol götüren hiçbir projenin yanında olmayız. Hiç kimsenin de yanında olmasına asla müsaade etmeyiz. Şunu unutmayalım: Amerika bombardımanından hiçbir yere barış gelmez. Hiçbir yere özgürlük gelmez. Ve bu bombardımanlardan en fazla etkilenenler her zaman çocuklar olur. Her zaman kadınlar olur. Her zaman o ülkenin çaresiz insanları olur. Çağrımız nettir. Asla topraklarımızda kirli postallarıyla Amerikan askerlerini görmek istemiyoruz. Biz yine topraklarımızda işgalci İsrail’i görmek istemiyoruz. Tüm emperyalist müdahaleleri reddediyoruz. Bölgede barışın inşasının ancak müzakereyle olacağını tekrar ifade ediyoruz…
Arıkan’ın konuşmaları akıllara Milli Görüş hareketinin vefat eden lideri Necmettin Erbakan’ın söylemlerini getirdi. Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi genel başkanı olduğu dönemde partisi kapatılmış ve sonrasında arkadaşları Saadet Partisi’nde siyasete devam etmişti ve kendisi de 2011 yılında Saadet Partisi genel başkanı olarak vefat etmişti. Ancak bu dönem Milli Görüş hareketinde bir bölünme olmuş ve Erdoğan’ın liderlik ettiği Ak Parti kurulmuştu. Daha önce Erbakan’ın partisinde siyaset yapan Erdoğan’ın Milli Görüş gömleğini çıkardığını ifade etmesine rağmen, kamuoyunda Ak Parti sıkça Milli Görüşçü olarak kategorize ediliyor. Ancak duruma bakılırsa ikisinin aynı anda Milli Görüşçü olması mümkün değil. Çünkü bölünmenin gerçekleştiği günden bu yana genel başkanlık koltuğu değişse de, Saadet Partisi’nin söylemlerinin değişmediği bu iftarda bir kez daha görülmüş oldu. Arıkan’ın konuşması Amerikan emperyalizmine ve İsrail yayılmacılığına karşı açık bir duruşu ortaya koyarken hükümet politikalarına da temelden bir eleştiri ve uyarı niteliği taşımaktadır.

